Halini soruyorlar, gerçekten bilmek isteyen yok. Aklın sürekli geriye gidiyor, ta ilk yıllarına dönüyor, mazideki o olaylar bir filim gibi canlanıyor, tümünü izleyemiyorsun, sürekli gözlerini kapatıyorsun, kulakların sesi alamıyor, anlayamıyor. Yürüyorsun, öne bakınca bir seçim yapmalısın.
Ve yine bakışın maziye dalıyor. Önünde uçurumlar var, bir yanda hayalin, bir yanda hayatın. Oraya geldikten sonra herşeyi bir yana bırakıyorsun, ve çok kısa bir süre sonra yine dalıyor gözün, yine herşey tekrarlanıyor ‘teker teker tekrardan, aktı yaşlarım yanaklarımdan..’.
Yeniden başlamak bu kadar zor olmamalı, yeniden başlamak herşeyi daha kötüye atmamalı, ama yaşananlarıda unutmamalı. Söz verilmiş hatıralara, bari o sözü tutmalı.
Bir gün canım sıkılmıştı ve bir kağıtta bunu okudum:
‘iyilikle kötülük bir olmaz, Kötülüğü en güzel şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir’ (Fusssilet sûresi 34);
‘sen af yolunu tut, cahillerden yüz çevir’ (A’râf sûresi 199);
‘Bir kimseyi aşırı sevmeyin, bir gün senin düşmanın olabilir. Bir kimseye de aşırı düşmanlık beslemeyin, bir gün senin dostun olabilir’ (Tirmizi, el-Birr ve’s-Sila, 60)
Beni etkilemedi değil, yazılanlar beni düşündürdü, ve doğru olduğunun farkına vardım, yinede bu derdime derman vermeye yetmedi gibime geldi, birşeylerden vazgeçmeliydim, kararı veremedim. İkiside sonuçta benim hayatımdı, birisi hayal gerçekleştirme yolu, birisi huzur dolu belkide iki yolda hüzünlü.
Affet, konuşmayı unuttum!
Konuşmak istiyorum, konuşamıyorum. Yapılanlara, söylenenlere bakıyorum, konuşmalıyım ama bir kelime diyemiyorum. Affet, söylenecek çok şeyim var ama korkuyorum!
Konuşmayı unuttum, sustum, ne olur biraz umut ver de, sana derdimi anlatayım, sonra gözlerimi ve kulaklarımı kapatayımda, ne yaparsan yap, bari içimdeki bu savaş dinsin, sonunu düşünmeden sana içimi döksem, sadece ben mi rahatlarım? Sizide sıkıntıya mı koyarım? Susuyorum, korkuyorum. Affet, sorma halimi, sana yalan söylüyorum, iyi değilim, sana iyi olduğumu söylüyorum, sana, sana derdimi anlatamıyorum, sonuçundan korkuyorum.
Bu çaresizlikte elimi tutsan, hayatıma senide anlatsam, sonra sen yalan olsan, yıkılırmıyım? Yoksa gerçekten alıştım mı, güler miyim halime ve seni unuturmuyum? Gerçek olsan, mutlu olsam, olur mu? ‘Olur’ deme, olmuyorsa. ‘Tamam’ deme, bilmiyorsan, bilmiyorsan beni çaresizliğimde bırak ve bugünü unut, bir daha anma.
Yansada gölüm fark etmez, çare vardır, derman vardır inşallah!
Ben, biraz derince, biraz suskunca, biraz.. çaresiz..
Çatıdaki Hayalet










